İzmir 34°C
Dolar
46,8622
Euro
53,4748
© 2026 9SN - Son Dakika Haberleri Saniye de Takip Et
Haber Yazılımı: Aladağ Bilişim

Zakir Avşar’dan NATO Zirvesi yazısı: Diplomasi, güç unsurları ve jeopolitik vurgu

Prof. Dr. Zakir Avşar’ın yazısı, Ankara’daki NATO Zirvesi’ni dönüm noktası olarak konumlandırıyor; diplomasi, kamu diplomasisi ve savunma vurgulanıyor.

Yayınlanma
8 Dk Okuma Süresi

Prof. Dr. Zakir Avşar, “Cumhuriyetin muhteşem yüzyılında NATO Zirvesi ve Türkiye'nin ufku” başlıklı yazısında, Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin “Türkiye açısından” önemli bir dönüm noktası olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.

Zirve, etkisi uzun süren bir dönüm noktası

Avşar, bazı gelişmelerin etkisinin birkaç günlük diplomatik gündemle sınırlı kalmadığını; yıllar boyunca uluslararası ilişkilerin yönünü etkileyen ve devletlerin konumunu yeniden tanımlayan dönüm noktalara dönüştüğünü belirtti. NATO Zirvesi’nin de bu nitelikte, Türkiye açısından değerlendirilen önemli bir organizasyon olduğunu ifade etti.

Yazıda zirvenin; diplomatik başarıları, güvenlik politikalarına katkıları ve savunma sanayiine sağladığı görünürlük sayesinde öne çıktığı; uluslararası kamuoyunda olumlu bir algı oluşturduğu ve tarihî mirasın etkili biçimde sunulmasına imkân verdiği aktarıldı.

Uluslararası ilişkilerde güç unsurları

Avşar, uluslararası ilişkiler disiplininde devletlerin gücünün askerî kapasitenin ötesinde ele alındığını; ekonomik direnç, teknolojik yetkinlik, diplomatik etkinlik, kültürel etki, kriz yönetme becerisi ve uluslararası güvenilirliğin büyük güç olmanın temel ölçütleri arasında yer aldığını kaydetti.

Joseph Nye'nin sert güç, yumuşak güç ve akıllı güç kavramlarının modern devletlerin dış politika araçlarını açıklayan teorik çerçevelerden biri hâline geldiğini hatırlatan Avşar, Ankara’da düzenlenen zirvenin Türkiye’nin bu üç güç unsurunu dengeli biçimde kullanabilen ülkeler arasında başlarda yer aldığını gösterdiğini söyledi.

Jeopolitik konum ve güvenlik dengeleri

Avşar’a göre Türkiye, NATO’nun nitelik ve nicelik itibariyle ikinci askerî gücüne sahip ülkesi olmasının yanında, Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan jeopolitik konumu sayesinde Karadeniz, Doğu Akdeniz, Balkanlar, Kafkasya ve Orta Doğu’daki güvenlik dengelerinin merkezinde konumlanıyor.

Enerji koridorlarının kesişim noktasında bulunması, kritik deniz yollarını kontrol eden boğazlara sahip olması ve terörle mücadelede edinilen kapsamlı tecrübe, ülkenin stratejik değerini daha da artıran unsurlar olarak değerlendiriliyor.

İttifakın güney kanadının güvenliğinin önemli ölçüde Türkiye’nin askerî kabiliyetlerine dayandığı görüşü, zirve boyunca yapılan görüşmeler ve verilen ortak mesajlar üzerinden tekrar gündeme getirildi.

Diplomasi, tarih bilinci ve kamu diplomasisi

Avşar, NATO Zirvesi’nin dikkat çeken yönlerinden birinin diplomasi ile tarih bilincinin başarılı biçimde buluşturulması olduğunu belirtti. Modern devletlerin uluslararası platformlarda kendilerini diplomatik belgeler kadar semboller, kültürel miras ve tarih anlatılarıyla da ifade ettiğini; devlet törenleri, protokol kuralları ve temsil biçimlerinin ülkelerin uluslararası algısının oluşmasında önemli birer araç olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen karşılama programı da bu yaklaşımın güçlü örneği olarak aktarıldı.

Avşar, Mehter’in dünya askerî tarihinin en eski kurumsal askerî müzik topluluklarından biri olarak kabul edildiğini; Osmanlı ordularında müziğin moral vermenin ötesinde psikolojik üstünlük sağlayan bir savaş unsuru olarak kullanıldığını ifade etti. Avrupa ordularının yüzyıllar içerisinde Osmanlı askerî musikisinden etkilenmesine dair, davul, zil ve “Türk usulü” ritimlerin Batı klasik müziğine kadar uzanan sürecin tarihçiler ve müzikologlar tarafından ayrıntılı biçimde incelendiğini de belirtti. Bu tarihsel arka planla birlikte, Ankara’da verilen mesajın geçmiş ile gelecek arasında kurulan bilinçli bir devlet vizyonunu yansıttığını söyledi.

Avşar ayrıca “gastro diplomasi” olarak nitelendirilen Türk mutfağının zenginliğinin sunumuna, Emine Erdoğan Hanımefen’nin lider eşleri için düzenlediği etkinliklere ve düşünce kuruluşlarının çeşitli toplantılarla kattığı bilimsel derinliğe işaret etti. Bu unsurların zirveyi benzerlerinden farklı bir yere taşıdığını dile getirdi.

Uluslararası kamuoyu açısından zirvenin bir diğer boyutunun kamu diplomasisi olduğunu söyleyen Avşar, kamu diplomasisinin ülkelerin uluslararası toplum nezdindeki itibarını güçlendirmeyi hedefleyen stratejik iletişim faaliyetlerinin bütününü ifade ettiğini kaydetti. Kültürel mirasın tanıtılması, kurumsal kapasitenin sergilenmesi, güven veren organizasyonlar düzenlenmesi ve evrensel değerlere vurgu yapılması bu sürecin temel unsurları olarak aktarıldı.

Avşar, zirve boyunca uygulanan organizasyon disiplini, güvenlik planlaması, lojistik başarı, medya koordinasyonu ve diplomatik protokolün Türkiye’nin büyük ölçekli uluslararası organizasyonları başarıyla gerçekleştirebildiğini gösterdiğini ileri sürdü. Ayrıca dünyanın farklı ülkelerinden gelen çok sayıda gazeteci, akademisyen, diplomat ve uzman tarafından Ankara’nın güvenliğinin, organizasyon kalitesinin ve ev sahipliğinin yakından gözlemlendiğini; bu görünürlüğün uluslararası algının güçlenmesine katkı sağladığını belirtti.

Güven inşası ve arabuluculuk çabaları

Avşar, diplomasinin en önemli unsurlarından birinin güven inşa edebilme yeteneği olduğunu belirterek Türkiye’nin Karadeniz’de tahıl koridoru girişimleri, esir değişimi süreçleri, bölgesel krizlerde yürüttüğü arabuluculuk çabaları ve farklı aktörlerle diyalog kurabilme kapasitesi sayesinde uluslararası sistemde dikkat çeken bir konum elde ettiğini yazdı. Farklı bloklarla iletişim kanallarını açık tutabilmenin de küresel ölçekte sayısı oldukça sınırlı diplomatik avantajlardan biri olduğunu söyledi.

Uluslararası sistemin giderek daha karmaşık ve çok kutuplu bir yapıya dönüştüğünü belirten Avşar, güvenilir, öngörülebilir ve denge kurabilen ülkelerin stratejik değerinin arttığını; Ankara Zirvesi’nin de Türkiye’nin bu rolünü pekiştiren önemli platformlardan biri olduğunu ifade etti.

Savunma sanayiinde üretim ve görünürlük

Avşar, savunma sanayii bakımından zirvenin önemli fırsatlar sunduğunu aktararak AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan ufkunun hakim olduğu son çeyrek yüzyılda gerçekleştirilen yatırımlar sayesinde Türkiye’nin insansız hava araçlarından elektronik harp sistemlerine, deniz platformlarından füze teknolojilerine kadar birçok alanda önemli üretim kapasitesi oluşturduğunu söyledi.

Yerli ve millî savunma sanayiinin ulaştığı seviye sayesinde uluslararası heyetlerin dikkatinin çekildiğini; teknoloji geliştirme, ortak üretim ve savunma iş birlikleri bakımından yeni imkânların kapısının aralandığını yazan Avşar, savunma sanayiinin ihracat potansiyeli ve stratejik ortaklıklarının güçlenmesinin ekonomik kazanımların ötesinde Türkiye’nin jeopolitik etkisini de artırdığını belirtti.

Cumhuriyetin ikinci yüzyılı vizyonu

Avşar’a göre Ankara Zirvesi’nin en dikkat çekici yönlerinden biri Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında ortaya konulan devlet vizyonu oldu. Bu vizyonun tarihî mirası çağdaş yönetim anlayışıyla buluşturduğunu, bilim ve teknolojiyi merkeze alan, hukuk devleti ilkelerini esas kabul eden, güçlü kurumlara dayanan ve uluslararası iş birliğini önceleyen bir perspektifi temsil ettiğini aktardı.

Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Millî Mücadele’den Cumhuriyet’e uzanan tarihsel sürekliliğin modern devlet yapısıyla birlikte sunulduğunda güçlü bir medeniyet anlatısı ortaya çıkardığı savunuldu.

Bugün büyük devletlerin, sahip oldukları asker sayısıyla değil; teknolojik üretim güçleri, ekonomik dayanıklılıkları, eğitim sistemleri, bilimsel araştırmaları, diplomatik ağları ve kriz çözme kapasiteleriyle değerlendirildiğine dikkat çeken Avşar, Türkiye’nin son yıllarda bu alanlarda önemli ilerlemeler kaydettiğini ifade etti.

Avşar, Ankara NATO Zirvesi’nin bu gelişmelerin uluslararası toplum tarafından daha yakından gözlemlendiği önemli bir dönüm noktası olduğunu; başarılı organizasyonu, diplomatik temasları, savunma sanayiine sağladığı uluslararası görünürlüğü, kamu diplomasisindeki başarısı, güvenlik alanındaki stratejik katkıları ve tarihî mirasın çağdaş devlet anlayışıyla uyum içinde sunulması bakımından Türkiye adına önemli kazanımlar ürettiğini yazdı.

Türkiye’nin köklü devlet geleneğini çağın gerekleriyle buluşturan, bilim, teknoloji, hukuk, güçlü kurumlar ve etkin diplomasi üzerine yükselen stratejik vizyonuyla küresel sistemde ağırlığını artırmayı sürdürdüğünü savunan Avşar, Cumhuriyet’in muhteşem yüzyılının tarihinden güç alan, geleceğini bilgiyle inşa eden, millî güvenliğini güçlü kurumlarla destekleyen ve uluslararası hukuk çerçevesinde hareket eden bir Türkiye idealinin somutlaşacağı yeni bir dönemin adı olacağını belirtti.

Avşar, zirvenin gerçekleşmesinde başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere emeği geçenlere ve özellikle Büyükelçi Özel Kalem Müdürü Prof. Dr. Hasan Doğan başkanlığındaki Külliye ekibine, Prof Dr. Burhanettin Duran başkanlığındaki İletişim Başkanlığı ekibine teşekkürlerini iletti.

Haber Editörü: Emre Aladağ

Kaynak: Haber Merkezi
Emre Aladağ
Haberin Editörü Yönetici

Emre ALADAĞ; siyaset, teknoloji ve ekonomi başta olmak üzere gündemdeki gelişmeleri tarafsızlık ilkesi ve teyitli veri odaklı yaklaşımla analiz eden deneyimli bir haber editörüdür.

İlgili Konular: