Ankara’da eğitimci ve türkolog Hayat Aras, “Altay’dan Anadolu’ya Bitikler 1: Az Gittim, Uz Gittim” adlı yazısında masalsı bir yolculuk anlatısını kaleme aldı.
Arpa tanesiyle ölçülen “yol”
Aras, “Evvel zaman içinde” diye başlayan anlatıda zamanın tersine döndüğü, buzun ateşe büründüğü bir devir hayal ederek “Az gittim, uz gittim” dizesiyle yürümenin izini sürüyor. Dere tepe düz gidildiği, çayır çimen geçilip lale sümbül biçilerek Sibirya’nın ayazından donmuş pınarlar içinden geçildiği anlatılıyor. Yola dair ölçünün, meğer koca dünyayı aşmış gibi görünen yürüyüşte geride bağ ya da bahçe kalmamasıyla birlikte “Meğer koca dünyayı aşmışım da, sadece bir arpa boyu yol gitmişim” sözlerinde somutlaştığı aktarılıyor.
Novosibirsk, Altay ve tayga tasviri
Anlatıda “Gittiğim yer tek bir arpa tanesi boyuysa da, ölçtüm biçtim; bir tren, iki uçak boyu yol kat etmişim” ifadesiyle mesafe duygusu ölçek değiştirerek kuruluyor. Yolun önce Novosibirsk’e düştüğü; ardından şamanların nefesiyle fısıldayan Altay Dağları’nın eteklerine, gizemli patikalara süzüldüğü belirtiliyor. “Şimdi tam önümde; göğsü göğe eren, sisler içinde devasa ve esrarengiz bir orman duruyor” denilerek anlatının Sibirya’nın güneyinde saklanan tılsımlı yere varma vurgusu yapıldığı ifade ediliyor.
Zamanın buharla eridiği raylar
Raylar akıp giderken zamanın lokomotifin buharında eriyen bir rüya gibi olduğu anlatılıyor. Demir atın sırtındaki kilometrelerin bitimsiz bozkırlara ve vakur dağlara teslim olmak için eridiği; şehirlerin silinip yeryüzünün bittiği, gökyüzünün kapılarının açıldığı aktarılıyor. “Bir değil, tam iki uçak boyu kanat çırptım bulutların ülkesinde” cümleleriyle yolculuğun hayal dünyasında genişlediği görülüyor. Güneşi doğarken yakaladığı, yıldızları avucunda topladığı belirtiliyor.
Arpanın yön ve pusulaya dönüşmesi
Aras’ın aktardığı metinde, “uçsuz bucaksız beyazlığın ortasında yönümü kaybettiğimde cebimdeki o tek taneyi çıkardım: Bir arpa tanesi” sözleri yer alıyor. Yolu ölçmek için arpanın dağların karları üzerine bırakıldığı; masalın ucu güneye dönüp pusulaya dönüştüğü ifade ediliyor. “Meğer ben binlerce kilometreyi geride bıraktım sanırken, o minicik arpanın boyu kadar bile yol kat edemediğimi anladım sonsuzluğun karşısında” denilerek anlatı, küçüklükle sınanma fikri üzerine kuruluyor.
Ob Nehri, Sibirya’nın kalbi ve Bilimin kalesi
Arpanın gösterdiği ilk durağın Ob Nehri’nin göğsünde parıldayan Sibirya’nın kalbi, Novosibirsk olduğu aktarılıyor. Novosibirsk’in destan ile gerçeğin el sıkıştığı yer olduğu belirtilirken, şehrin sokaklarında yürürken üşüyen nefesin havada şiirsel bir ezgiye dönüştüğü anlatılıyor. “Bilimin ve aklın kalesi olan bu şehir” ifadesiyle anılan Novosibirsk’in ulu çam ağaçlarının koruduğu büyük bir ormanın kıyısında bulunduğu; göz alabildiğine uzanan tayganın insanı içine çağıran büyülü bir yeşil okyanus gibi uğulduğunun altı çiziliyor.
Altay Dağları’nın dorukları ve davul sesleri
Novosibirsk’in gizemli kapısından geçip arpanın izini sürmeye devam edildiğinde, yeryüzünün en asil efsanelerinden biri olarak Altay Dağları karşıma çıkarılıyor. Dağların doruklarının gökyüzünü yırttığı, gümüş kaplı zirvelerin güneşi bir ayna gibi yansıttığı aktarılıyor. Şamanların davul seslerinin rüzgâra karıştığı; Altay’ın gizemli vadilerinde geçmişten sözler ve ataların yankılarının duyulduğu ifade ediliyor. “İşte benim gittiğim o az yol, uz yol” denilerek, asırlık çamların boy verdiği, geyiklerin rüzgârla yarıştığı Altay’ın anlatının bütünüyle karşılık bulduğu yer olduğu vurgulanıyor.
Astral yolculuk ve kutsal ateş
Tayganın kapısı Novosibirsk’i geçip göğü kıskandıran dağlara yaklaşınca sabrın sabırsızlaştığı; ruhun prangalarından sıyrılıp kendisini bir astral seyahatte bulduğunun anlatıldığı belirtiliyor. Zamanın büküldüğü, mekânın eridiği; gecenin karanlığında yeryüzünün bir yerinde, bir çadırın önünde yanan kutsal bir ateşin başında bulunulduğu aktarılıyor. Karşımda yüz çizgilerinde yüzyılların yorgunluğunu taşıyan Altaylı bir teyzenin oturduğu; onun dudaklarından dökülen eski ve sır dolu anlatıların dinlendiği ifade ediliyor.
Beluha Dağı, “Kutsal Ak Dağ” ve “Dağ Ruhu”
Aras’ın metninde Altay’ın en yüksek zirvesi olan Beluha Dağı’nın yerel dilde “Kutsal Ak Dağ” olarak anıldığı belirtiliyor. Efsaneye göre bu dağın yeryüzünün gökyüzüyle birleştiği, ruhların dünyasına açılan gizli bir kapı olduğu anlatılıyor. Dağın koruyucusunun ak giysiler içinde, yüreği bir çocuk gibi temiz olan gezginlere görünen ulu “Dağ Ruhu” olduğu ifade ediliyor.
Saygısızlıkla gelen öfke ve karşılıklı sözler
Anlatıda doğaya saygısızlık edilip ağaçların incitilmesi, nehirlerin kirletilmesi ya da dağın gücünün küçümsenmesi hâlinde dağın ruhunun öfkelenerek apak bir sis olup yolu bir nefeste tütsüreceği; adımları köksüz kılacağı ve canı sonsuzlukla hiçlik arasında asılı bırakacağı söyleniyor. Altaylı teyzemin gözlerimin içine bakarak ateşe bir parça ardıç dalı attığı; ateş çıtırdarken fısıldadığı “Biz bu dağlara tırmanmayız yabancı, biz sadece onun eteğinde eğiliriz” sözlerine yer veriliyor. Ardından anlatıcının ateşe bir ardıç daha atıp çıtırtının sesine ses vererek fısıldadığı “Ben yabancı değilim ana, ruhum dağların tepesinde, bedenim emanet bende” ifadesi aktarılıyor.
“Evine hoş geldin kızım” ve kapanış
Altaylı anamın bu sözleri duyunca gözlerindeki gölgelerin çekildiği, yüzündeki derin çizgilerin şefkatli bir gülümseyişle gerildiği anlatılıyor. Anamın gözlerini gecenin karanlığından ayırıp doğrudan ruhuma diktiği; elini usulca göğsünün, tam yüreğinin üzerine koyup başını yavaşça öne eğerek “Evine hoş geldin kızım... Dağ, kendi bağrından kopan fısıltıyı her dilde tanır. Ruhun yukarıda uçuyorsa, adımların bu topraklarda asla ağırlaşmaz” dediği belirtiliyor. Anamın, ateşin, ulu dağların sustuğu; zirvesi Temmuz ayında bile bembeyaz bir düş gibi parıldayan Beluha’ya bakarak ruhun aslında hep bu topraklara ait olduğunu, insanoğlunun doğayı neden kutsadığını ve kutsal doğa karşısında neden sadece bir arpa boyu yol aldığını daha iyi anladığı anlatılıyor.
Haber Editörü: Emre Aladağ
Emre ALADAĞ; siyaset, teknoloji ve ekonomi başta olmak üzere gündemdeki gelişmeleri tarafsızlık ilkesi ve teyitli veri odaklı yaklaşımla analiz eden deneyimli bir haber editörüdür.